Regabet Ne Demek? Bir Hayal Kırıklığının ve Umudun Hikayesi
Bir sabah, Kayseri’nin o sakin, karlı havasında yavaşça uyanırken aklımda tek bir şey vardı: regabet. Bu kelimeyi bir arkadaşım kullanmıştı, ama anlamını o an öğrenemedim. Merak ettim, nedir bu regabet? Ama o günden sonra, bu kelime bir şekilde düşüncelerimi ele geçirdi. Zihnimde dönüp duruyordu. Hangi anlamı vardı, neden bu kadar önemli olmalıydı? Her şeyin başladığı o anı hatırlıyorum. O gün, sıradan bir gün gibi başlamıştı, ama regabet, sanki her şeyin anlamını değiştirdi.
İlk Karşılaşmam: O anki heyecan
O gün, Kayseri’nin merkezindeki kafenin penceresinden dışarı bakarken, biraz önce gördüğüm o yazıyı düşündüm. Bir arkadaşımla oturuyorduk, her zamanki gibi kahve içerken sohbet ediyorduk. Birden, “Ya işte, regabet yapalım,” dedi. Bunu söyledikten sonra, gözlerinin içindeki ışıltıyı fark ettim. O an, bir şeylerin olacağına dair bir his vardı, bir parıltı. O kadar heyecanlandım ki, ne söylediğini bile anlamadım. “Regabet? Ne demek?” dedim, biraz şaşkın, biraz meraklı. Gülümseyerek “Bahis, kumar gibi bir şey işte,” dedi. O kadar basit bir şekilde ifade etmişti ki, ilk başta tuhaf geldi. “Yani, bir oyun gibi bir şey mi?” diye sordum, bir yandan hala anlamadığımı hissettirmemek için.”
O an her şey bir anda çok karmaşık hale geldi. Bahis… Kumara dair duyduğum her şey genellikle olumsuzdu. Ama o gözler, o heyecan, o anki kalp atışlarım, sanki başka bir dünyadan geliyordu. “Hadi, ne olursa olsun, denemek lazım,” diyordum içimden. Belki de o anki heyecan, bir şeylere kaybetmeye cesaret etme arzusuydu. Belki de bu duygular, beni içine çektiği bir girdabın başlangıcıydı. Ve bir süre sonra bu kelimeyi öğrendim, öğrendim ve içine düştüm.
Regabet: Kaybetmenin ve Kazanmanın Yanı Başında
Bir hafta sonra, bu işin içine girmemin ne kadar kolay olduğuna inanamadım. Kafede o günden beri bir kez daha regabetin ne kadar basit ve eğlenceli olduğunu düşünmedim. İlk kez oynamıştık. Hedefim basitti: kazandım, kaybettim, fark etmedim. Bir miktar parayı masaya koyduk, küçük bir bahis yaptık, ama kaybetmiştim. Sonra kendimi garip bir şekilde kaybedilmiş hissettim. Duygularım birbirine karıştı: sinir, hayal kırıklığı ve bir yandan da bir şeyleri değiştirme umudu vardı. “Ya şöyle olursa?” diye düşündüm. Bir şans daha verir miydim? Kalbim hızlıca atmaya başladı. Kazanma fikri heyecan vericiydi, ama kaybetmek de korkutucu. “Bir dahaki sefere, belki de daha şanslı olurum,” diye düşündüm.
Bir Umut ve Sonrasındaki Hüsran
O an, regabetin ne olduğunu düşündüğümde aklıma kaybettiğim tüm umutlarım geldi. Yalnızca birkaç lira, birkaç oyun, birkaç heyecan… Ama bir noktada, kaybettiğim o şeylerin sadece para olmadığını fark ettim. Kaybettim, evet. Ama bir şey daha kaybettim: güvenimi. Bu küçük ama etkileyici oyunlar, beni bir anlamda benden alıyordu. Kaybetmenin, bazen kazanmaktan daha güçlü bir anlamı olduğunu öğrendim. Ama aynı zamanda regabet, bir umut da sunmuştu bana. O ilk heyecan, o ilk zafer anı – o kadar güzeldi ki. Bu duyguyu tekrar yaşamak istedim.
Her şeyin sonu geldiğinde, “Regabet ne demek?” diye sormak kolaydı, ama gerçek şu ki, o an, bu kelimenin içinde kaybetmenin ne kadar acı verici olduğunu öğrendim. Ama regabet, aynı zamanda bir umut, bir cesaret ve hayal kırıklığıydı. Kaybetmenin anlamı, bazen kazanmaktan daha büyük olabiliyor. Her kaybın ardından tekrar denemek, hep bir umudu ve bir geleceği barındırıyor. Belki de regabetin derin anlamı bu: kaybettiğimizde bile bir şekilde tekrar başlayabilme cesareti. Bu duyguyu bir kez hissetmiş biri için, her şey mümkün olabilir.
Sonuç: Regabet, İçsel Bir Yolculuk
Şimdi geriye dönüp baktığımda, regabetin sadece bir kelime olmadığını, bir duygu hali olduğunu düşünüyorum. Evet, belki bahisin kendisi aslında kısa süreli bir eğlenceden ibaret, ama hayatın her alanında bir tür “regabet” yapıyoruz. Çoğu zaman kazanmak istiyoruz, ama kaybettiğimizde de bir umut taşıyoruz. Hayal kırıklığı ve heyecan, bu yolculuğun parçası. Bu kelimenin hayatımıza kattığı, kaybettiğimizde bile yeniden başlamanın mümkün olduğuna dair bir his var. Regabet, aslında sadece bir bahis değil, insanın kendi iç yolculuğuna çıkışı. Kim bilir, belki de bu yolculuğun sonunda gerçek kazanç, kaybettiğimizdeki derslerde gizlidir.